5 Ekim 2010 Salı

Kafamı koydum omzuna, kollarınla sar beni bulmalıyım huzuru, gözlerim kapanır her yağmur damlasında, hiç bir toprak örtmeye yetmez bu çukuru.Mutsuzum bu gece, dile getirdiklerimi diliyor muyum konusurken yoksa saçmalıyor muyum meçhul.Bazen kendini anlamaz ya insan o sulardayım.Beni anlamasını da ummuyorum kimsenin, işin açığı ne istediğime henüz karar verememiş durumdayım.Kafamı hapseden bir şey var, kaçamadım karanlıktan, rüyalardan vazgeçemedim, sevemedim gerçekliği, inmiyorum benim bu hayal sahnesi, kapanmasın perdesi.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Baktığım yerlere farklı anlamlar yüklemeye başladım son zamanlarda.Gördüğüm yüzleri daha bir unutmaz oldum.Hayatla şakalaştım, gülüştük, ağladık beraber.Sesler duydum, anlam kazandı yaklaştıkça, yaklaştığımı sandıkça, uzaklaşırken.Gülüşmelerimiz böldü bazen gökyüzünde uçan martının o ben burdayım diyen ince ama narin, güzel sesini.Kelimelerin oyunlarına geldim, esnedikçe dağıldı sözcükler ağzımda, garip anlamlar türettim, kendimce yeni keşifler ettim, eğlendim, eğlendik.Çok rüya görüyorum bu aralar yada bir rüya gibi geçiyor anlar, aradaki o ufak çizgiyi seçemiyorum henüz ama düşündükçe yaşıyor, yaşadıkça sindiriyorum gerçekleşen düşlerimin o enfes danslarını, damağımda bıraktıkları unutulmaz tadları, bakışlarıma kattıkları anlamları.Renkler daha mı parlak ? Yoksa güneş mi ilk defa bu kadar yansıyor gözümden.Biraz şarkı dinlemek lazım, anlatamadıklarımı anlatıyor onlar bana...
Kısa bir ara, uzun bir hatıra deposundan sonra tekrar yazmak...Hayalle başlayan herşeyin gerçeğe dönüşünü izlemek hayretler içinde, sonradan sonraya farketmek yapılanları, zamanın gelip geçişini.Yaşadığım şey, sıradan bir sayfa açmak defterde ama bu sefer kalemi bir başka tutmak, okuduktan sonra idrak etmek ne yazdığını.Bir süredir kaybettiğim özüme dönmek.Omzumda yük olmuş tüm rollerimi yırtıp atmak sayfalarca.Anlatıcak çok şey var, biriktirdim kelimelerimi, depoladım, içime çektim sindirdim hayatın tüm kısa filmlerini...Tekrardan merhaba

15 Ağustos 2010 Pazar

Yazmak sadece boş kağıtlara, boş sayfalara.Anlam aramak her kelamda, her kalemde.Seferber etmek kelimeleri, içimi döktüğüm denizin taşan sularına ördüğüm o duvarlarda.Gökyüzüne ulaşan o duvarlarda...Boğulan bir kuzgun, dipte parlayan bir yakut oldum sularımda.Karalara karaladım içimdekileri.Kiremit oldun, toprak oldun, taş oldun, zümrüt oldun, benim oldun hayat...İçime çektiğim hava kadar ben oldu herşey.Çevremdekiler git gide benzer oldu bana.Kendi cümlelerimi duydum onların ağzından.Kulaklarım yabancılaşmışken herşeye, susturdu tüm eğreti sesleri o cümleler ve anladım ki ben de varım bu hayatta, gitsem de kalsamda ne farkeder.Elimde bir metin " Oku!! " diyor yüksek sesle, ben ise doğaçlama okuyorum hayatı konuşmaya hasret kalmış dilsizcesine.Susturamaz beni gürültüsü hoş dalgalar, boğulduğum su da olsa içim deniz olur taşar, özgürce yaşar...Geri dönmez bu limana...

Kaan PLATİN

9 Ağustos 2010 Pazartesi

bir söz
zamansız bir şarkı
kahkahalar arasında
hüzüne boğulan o yüz
rüzgar...

gözlerimde sen
saçlarımda saçların
toprak kokar
sen dolar içim
yanımdasın...
Giderken yaşamın kıyısına b'aşka çok yol var, s'onsuz, değmez ama denemeye...

Kaan PLATİN

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Hayat yorgun, hayat bitkin bugün.Yükünün bir kısmını bana vermiş içimde taşıyorum adeta.Hava basık, rüzgar desen esmekle esmemek arasında kararsız.Ne oluyor ? Dünya neden dönüyor başım? Birkaç şişe bira iyi gider bu mayhoşluğun üzerine.Kulağımda bir uğultudur gitmek bilmiyor.Biraz rahatlatsa diye ümitle yazıyorum bu satırları.İçim dargın, içim kırgın, içim buruk aslında.Aslında ne olması gerektiğinden emin bile değilim.Sadece kırdım bu gün duvarlarımın sivri köşelerini, hava almak ümidiyle...Tek istediğim bir nefeslik temiz havaydı.Bir nefeslik temiz hava...
 

Copyright 2010 Sarı Mürekkep.

Theme by WordpressCenter.com.
Blogger Template by Beta Templates.