30 Ağustos 2010 Pazartesi

Baktığım yerlere farklı anlamlar yüklemeye başladım son zamanlarda.Gördüğüm yüzleri daha bir unutmaz oldum.Hayatla şakalaştım, gülüştük, ağladık beraber.Sesler duydum, anlam kazandı yaklaştıkça, yaklaştığımı sandıkça, uzaklaşırken.Gülüşmelerimiz böldü bazen gökyüzünde uçan martının o ben burdayım diyen ince ama narin, güzel sesini.Kelimelerin oyunlarına geldim, esnedikçe dağıldı sözcükler ağzımda, garip anlamlar türettim, kendimce yeni keşifler ettim, eğlendim, eğlendik.Çok rüya görüyorum bu aralar yada bir rüya gibi geçiyor anlar, aradaki o ufak çizgiyi seçemiyorum henüz ama düşündükçe yaşıyor, yaşadıkça sindiriyorum gerçekleşen düşlerimin o enfes danslarını, damağımda bıraktıkları unutulmaz tadları, bakışlarıma kattıkları anlamları.Renkler daha mı parlak ? Yoksa güneş mi ilk defa bu kadar yansıyor gözümden.Biraz şarkı dinlemek lazım, anlatamadıklarımı anlatıyor onlar bana...
Kısa bir ara, uzun bir hatıra deposundan sonra tekrar yazmak...Hayalle başlayan herşeyin gerçeğe dönüşünü izlemek hayretler içinde, sonradan sonraya farketmek yapılanları, zamanın gelip geçişini.Yaşadığım şey, sıradan bir sayfa açmak defterde ama bu sefer kalemi bir başka tutmak, okuduktan sonra idrak etmek ne yazdığını.Bir süredir kaybettiğim özüme dönmek.Omzumda yük olmuş tüm rollerimi yırtıp atmak sayfalarca.Anlatıcak çok şey var, biriktirdim kelimelerimi, depoladım, içime çektim sindirdim hayatın tüm kısa filmlerini...Tekrardan merhaba

15 Ağustos 2010 Pazar

Yazmak sadece boş kağıtlara, boş sayfalara.Anlam aramak her kelamda, her kalemde.Seferber etmek kelimeleri, içimi döktüğüm denizin taşan sularına ördüğüm o duvarlarda.Gökyüzüne ulaşan o duvarlarda...Boğulan bir kuzgun, dipte parlayan bir yakut oldum sularımda.Karalara karaladım içimdekileri.Kiremit oldun, toprak oldun, taş oldun, zümrüt oldun, benim oldun hayat...İçime çektiğim hava kadar ben oldu herşey.Çevremdekiler git gide benzer oldu bana.Kendi cümlelerimi duydum onların ağzından.Kulaklarım yabancılaşmışken herşeye, susturdu tüm eğreti sesleri o cümleler ve anladım ki ben de varım bu hayatta, gitsem de kalsamda ne farkeder.Elimde bir metin " Oku!! " diyor yüksek sesle, ben ise doğaçlama okuyorum hayatı konuşmaya hasret kalmış dilsizcesine.Susturamaz beni gürültüsü hoş dalgalar, boğulduğum su da olsa içim deniz olur taşar, özgürce yaşar...Geri dönmez bu limana...

Kaan PLATİN

9 Ağustos 2010 Pazartesi

bir söz
zamansız bir şarkı
kahkahalar arasında
hüzüne boğulan o yüz
rüzgar...

gözlerimde sen
saçlarımda saçların
toprak kokar
sen dolar içim
yanımdasın...
Giderken yaşamın kıyısına b'aşka çok yol var, s'onsuz, değmez ama denemeye...

Kaan PLATİN

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Hayat yorgun, hayat bitkin bugün.Yükünün bir kısmını bana vermiş içimde taşıyorum adeta.Hava basık, rüzgar desen esmekle esmemek arasında kararsız.Ne oluyor ? Dünya neden dönüyor başım? Birkaç şişe bira iyi gider bu mayhoşluğun üzerine.Kulağımda bir uğultudur gitmek bilmiyor.Biraz rahatlatsa diye ümitle yazıyorum bu satırları.İçim dargın, içim kırgın, içim buruk aslında.Aslında ne olması gerektiğinden emin bile değilim.Sadece kırdım bu gün duvarlarımın sivri köşelerini, hava almak ümidiyle...Tek istediğim bir nefeslik temiz havaydı.Bir nefeslik temiz hava...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Yeni bir günün doğuşu, bir anlamın ses verişi kulağıma.Belirsizlik içinde beliren bir ışık, tenimi yakan bir ısı yayıyor havaya, güneş.Karanlığın hüzünlü vedası, bir matem rüzgarı var sokaklarda.Uyanıyor, uyandırıyor tüm hırçınlığıyla sahile vuran dalgalar.Suratım da bir nem maskesi, boğulmuş, tıkanmış, bir nefesle sızlıyor tenimin o kırgın duvarları.Yatağımdan kaldırıyor, kuşların güne merhaba besteleri.Onların mutluluğu alıp götürüyor, çekip çıkarıyor tüm stressimden.Unutuyorum, unutturuyor bana eski günün gerginliğini.Bir bardak kahve içme vakti.Günaydın...
Bir sesle irkildi vücudum.Bu korku mu bilmiyorum ama korkmaktan öte.Bir şizofreni, bir kafada büyütmek olayı.Her defasında yeni bir oluşummuş gibi tekrarlamak bi çok şeyi.Hapşırınca çok yaşa demek gibi oldu çoğu sohbetin ana sözleri.Olana ayak uydurma, düşüncelerini bir kalıba sokma hali...Korkmaktan sıkıldım hayatıma hiç yaşamadıklarımın girişinden.Varolmak bu olmalı, korkmadan kazanmak hayatın tozlu defterini ve yazmak içine içsel bir kaç kelime.Keşfetmek, sorgulamak, gözlemlemek...Hayat bir ikilem yaratmaktan öteye gidemiyor.Kafada hep soru işaretleri.Zaman...Olmayan bir kavram, oluşumu çok insan kokan bir öykü.Tıpkı diğer bir çok şey gibi...

Kaan PLATİN
 

Copyright 2010 Sarı Mürekkep.

Theme by WordpressCenter.com.
Blogger Template by Beta Templates.